Yunanistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yunanistan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Aralık 2009 Salı

Dört Ülke, Dört Askeri Darbe Üzerine

12 Eylül Yargılanabilir mi?

1982 Anayasasının geçici 15. maddesinin kaldırılıp 12 Eylül askeri cuntasının yargılanması konusunda, aslında eskiden beri süregelen bir tartışma var. 18 Temmuz 1999 günü Radikal'de Adnan Keskin imzası ve "Geçici 15. Madde Ayıbı" başlığı ile çıkan yazı bile tartışmanın en az 10 yıllık olduğunun kanıtı.



2007 yılında AKP için anayasa taslağı hazırlayan komisyonun başkanı Prof. Dr. Ergun Özbudun bile, o dönemde verdiği bir ropörtajda “Geçici 15. maddeyi yasa tekniği açısından kaldırıyoruz. Yoksa 12 Eylül'le hesaplaşma gibi algılanmamalı. Zaten bir suç işlenmişse, zaman aşımına uğramıştır" demişti.

Son olarak, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın da taraf olmasıyla, bu tartışma yeniden canlanmış oldu. Partiler adına birbiri ardına yapılan açıklamalarda; BBP, SP, ÖBP, CHP ve DTP’nin “yargılama yapılsın” noktasında buluştukları görüldü. Türkiye’nin eli kalem tutan, ağzı laf yapan kişileri, Ergenekon davasına bakışlarındaki kadar keskin çizgilerle ideolojik saflara ayrılmasalar da, 12 Eylül tartışmalarında da o saflardan orduya bakışın izlerini yakalamak mümkün. O sebeple, CHP’nin “12 Eylül açılımı” pek çok insanda “öküzün altında hangi buzağı var?” kuşkusu uyandırdı.



Konunun alevlenmesiyle herkes görüşlerini açıkladı; emekli Orgeneral Kenan EvrenEğer halk ‘evet’ der, geçici 15. maddeyi kaldırırsa, o zaman hiç yargılamaya da gerek yok, ben intihar ederim” derken; Kamer GençBugün intihar etsin,” Kenan Evren hakkında dava açtığı için görevden alınan eski savcı Sacit Kayasu ise “Böyle bir dönem yargılanmayacaksa hangi dönem yargılanacak” dedi… Prof. Dr. Sami Selçuk “15. maddeyi kaldırsanız da onları yargılayamazsınız... Bir kere o dönemle ilgili yasalara göre zaman aşımı geçmiştir... Darbeyi koruyan anayasadaki geçici 15. madde kaldırılsın 12 Eylül darbecileri yargılansın denirken, mevcut yasalarla 28 Şubat süreci yargılanabilir,” derken, Prof. Dr. Hüseyin HatemiBen şahsen 82 darbecilerinin manen mahkum edilmesini uygun görüyorum. Ancak 90 yaşını aşmış olan Kenan Evren`in yargılanmasına gerek yok,” Prof. Dr. Mümtazer TürköneBence emir komuta zinciri içerisindeki tüm komutanlar yargılanmalı,” Doç. Dr. Adnan KüçükYargılamanın önü açılmış olsa bile sonuç çıkmaz,” Doç. Dr. Serap YazıcıGerçeğe dönüşecek bir çalışma değil. Biz bunu boşu boşuna konuşmayalım,” eski bakan İmren AykutMadde kalksa bile hukuken bir netice vermeyecek… Darbeleri de kimse onaylamıyor ama yeni darbeye de zemin hazırlamayalım.” diye görüşlerini ifade ettiler.

Tam da bu sırada Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök`ten “Siz 12 Eylül`ü mahkûm edebilirsiniz, ama en azından o dönemi yaşayan insanların, anne ve babaların vicdanında Evren Paşa`yı mahkûm edemezsiniz” çıkışı geldi.

Benim de bu konuda müsadenizle dile getirmek istediğim birkaç fikrim var. Ancak bunlardan önce, bu tartışmalarda sıklıkla ancak çoğunlukla üstünkörü verilen İspanya, Yunanistan, Şili ve Arjantin örneklerini anlamak gerekiyor. Türkiye konusundaki görüşlerimi yazmadan önce; bu dört ülkenin yakın darbe tarihlerine, darbenin bu toplumlarda sebep olduğu tahribata ve demokrasiye geçtikten sonra bu ülkelerin askeri cunta dönemi ile nasıl yüzleştiklerine ilişkin bir derlemeyi izin verirseniz sizlerle paylaşmak isterim.

Kaynakça
  1. Keskin, Adnan. Geçici 15. madde ayıbı. Radikal. 18 Temmuz 1999. http://www.radikal.com.tr/1999/07/18/turkiye/gecici.html
  2. Baykal: 12 Eylül'le hesaplaşılabilir. NTVNSNBC. 23 Haziran 2009. http://www.ntv.com.tr/id/24977940
  3. Özkök, Ertuğrul. Yargıya bırakmam intihar ederim. Hürriyet. 26 Haziran 2009. http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11946325&yazarid=10&tarih=2009-06-26
  4. Güzel, Denizhan.‘İntihar etse’ bile 12 Eylül yargılanmalı. Star. 27 Haziran 2009. http://www.stargazete.com/politika/-intihar-etse-bile-12-eylul-yargilanmali-haber-197003.htm
  5. Uncu, Aylan. Kamer Genç: Bugün intihar etsin. Taraf. 27 Haziran 2009. http://www.taraf.com.tr/haber/36458.htm
  6. Anadolu Ajansı. BBP: 12 Eylül cuntası yargılansın!. tumgazeteler.com. 30 Haziran 2009. http://www.tumgazeteler.com/?a=5260008
  7. 12 Eylül değil, 28 Şubat yargılanabilir.’ porttakal.com. 10 Temmuz 2009. http://www.porttakal.com/haber-12-eylul-degil-28-subat-yargilanabilir-368281.html
  8. Özkök, Ertuğrul. 11 Eylül, 10, 9, 8 Eylül. Hürriyet. 25 Haziran 2009. http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=11938614&yazarid=10&tarih=2009-06-25
  9. Gül, Erdem. Evren, 12 Eylül’e zırhsız girebilir. Taraf. 26 Haziran 2009. http://www.taraf.com.tr/haber/36514.htm

Dört Ülke, Dört Askeri Darbe Üzerine (2)

Yunanistan: “Ulusu Kurtarmak için Devrim” (1967-1974)


Yunanistan'da “Albaylar Rejimi” (Το καθεστώς των Συνταγματαρχών, “To kathestos ton Syntagmatarhon”) olarak da anılan askeri darbe; tuğgeneral Stylianos Pattakos, albay Georgios Papadopoulos ve albay Nikolaos Makarezos tarafından 21 Nisan 1967 günü, ulusal seçimlere bir hafta kala, “ulusu kurtarmak için devrim” (Η Εθνοσωτήριος Επανάστασις,, “I Ethnosotirios Epanastasis”) sloganı ile gerçekleştirilir.

Hükümet derhal Kral 2. Konstantinos'un darbecilere karşı orduyu harekete geçirmesini ister, ancak Kral sessiz kalmayı tercih eder ve cuntayı resmen hükümet olarak atar. Bir süre sonra fikrini değiştiren Konstantinos, 13 Aralık 1967 günü cuntayı devirmek amacıyla Kavala'dan bir hareket başlatır; kara kuvvetlerinin bir kısmı ile, darbeye katılmamış deniz ve hava kuvvetleri harekete destek verseler de, bu girişim kısa bir sürede bastırılır ve Kral 14 Aralık 1967'de İtalya'ya sığınmak zorunda kalır.



Cunta, ülkeyi yönettiği 7 yıl boyunca “Hıristiyan Yunanlıların Yunanistan'ı” (Ελλάς Ελλήνων Χριστιανών, “Ellas Ellinon Christianon”) sloganı ile bir “Yeni Yunanistan” (Νέα Ελλάδα, “Nea Ellada”) yaratma sevdasındadır. Düşünce ve basın özgürlüğünü garanti altına alan anayasanın 14. maddesi askıya alınır. Askeri mahkemeler kurulur. Partiler lağvedilir. Yunan dili dışındaki tüm dillerin konuşulması yasadışı ilan edilir, özellikle Batı Trakya’daki Türkler başta olmak üzere azınlıklar üzerindeki baskılar arttırılır. Rejim muhalifleri acımasızca işkence, hapis ve sürgüne maruz bırakılırlar ve onlarcası işkence altında ölür. Mikis Theodorakis gibi “ateist ve geleneksel Yunan ahlakıyla bağdaşmayan” sanatçıların eserleri ve pop müzik yasaklanır. Maria Faranduri de dahil, yurtdışına kaçabilmiş pek çok muhalif vatandaşlıktan çıkarılır.



1969 yılında Papadopoulos rejimi, Yunan Jandarması Özel Sorgulama Birimine (Ειδικόν Ανακριτικόν Τμήμα / Ελληνικής Στρατιωτικής Αστυνομίας, “Eidikón Anakritikón Tmíma/ Ellinikí Stratiotikí Astinomía”) yargı kararı olmaksızın herkesi süresiz tutuklayabilme, istediği yeri arayabilme, istediği belge ve cihazlara el koyabilme gibi özel haklar tanır. Özellikle entellektüeller ve sanatçılar, muhalif ton içeren en ufak açıklamalarında "Buraya bir kez giren, ya dost ya sakat olarak çıkar" sloganıyla ünlü EAT/ESA kamplarına gönderilirler. Aileler, alıkonulanlardan aylarca haber alamaz.

Ancak cuntay karşı hatırı sayılır bir halk direnişi de vardır. Örneğin, 13 Ağustos 1968 günü, Ulusal Direniş adlı cunta karşıtı örgütün lideri Alexandros Panagoulis, Papadopoulos'a karşı bir başarısız bir bombalı suikast düzenler. Panagoulis 17 Kasım 1968 tarihinde cunta tarafından idama mahkum edilir, ancak halk tepkisinden korkan cunta, cezayı infaz edemez ve Panagoulis’i hapiste tutar. Cuntanın devrilmesinin ardından milletvekili de seçilen Panagoulis, Oriana Fallaci’ye verdiği bir röportajda suikast girişimini "Ben bir adam öldürmek istemedim. Bir insanı öldüremem zaten. Ben bir despotu öldürmek istedim." diye anlatır.


En önemli toplu direniş Atina Ulusal Politeknik Üniversitesinde (Εθνικό Μετσόβιο Πολυτεχνείο) yaşanır. Öğrenciler, 14 Kasım 1973 günü cuntaya karşı ayaklanırlar, ancak bu hareket de 3 gün sonra tankların da üniversiteye girmesiyle kanlı bir biçimde bastırılır. Bu olayların çıkmasını bir zafiyet olarak gören tuğgeneral Dimitrios Ioannidis önderliğindeki ordunun aşırı sağcı, 25 Kasım 1973'de Papadopoulos’a karşı bir iç darbe gerçekleştirir.

Özellikle Ioannidis döneminde, EAT/ESA, kendi özel binalarında ve hapishanelerde Yunanistan tarihinin en insanlık dışı uygulamalarını gerçekleştirir; muhalif veya komünist olmasından şüphelenilen on binlerce kişiye işkence uygular. Polis ve jandarma, 35,000 kişiyi işkenceden geçirir. Komünist veya muhalif oldukları gerekçesi ile 6,188 kişi hapsedilir.


Ioannidis, Yunanistan’ın ayrılmaz bir parçası olarak gördüğü Kıbrıs'ta, 15 Temmuz 1974'de cumhurbaşkanı Baş Episkopos 3. Makarios’u devirmek amacıyla Nikos Sampson’a bir darbe düzenlettirir. Ancak bu darbe ters teper ve 20 Temmuz 1974’de Türkiye, “Atilla Operasyonu” ile adanın kuzeyini ele geçirir. Kıbrıs fiyaskosu Yunanistan'da ciddi bir kaos ortamına yol açar; Ioannidis ordu içindeki desteğini yitirir ve cunta yıkılır. Böylece, ülkede "Metapolitefsi" (Μεταπολίτευση) denilen rejim değişikliği süreci başlar. Cuntanın atadığı cumhurbaşkanı Faedon Gizikis, eski politik liderler ile demokratik dönüşüm için pazarlığa başlar. Yürütülen pazarlıklarda asıl amaç, cunta liderlerinin geçiş sonrası yargılanmamasını sağlamaktır.

Ancak 23 Temmuz 1974’de Konstantinos Karamanlis'in ülkeye dönmesi, bu pazarlıkların çöpe atılmasına sebep olur. 1974 seçimlerini büyük bir farkla kazanan Karamanlis, ülkenin 7 yıl sonra ilk demokratik hükümetini kurar; 8 Aralık 1974 tarihinde yapılan referandumda halkın %70'inin oyuyla monarşi lağvedilir ve Üçüncü Helen Cumhuriyeti kurulur.

1975 Ocak ayında cunta üyeleri resmen tutuklanırlar ve aynı yılın Ağustos ayında Karamanlis hükümeti Papadopoulos ve diğer 19 cunta liderini vatana ihanet ve isyan suçlaması ile yargı önüne çıkarır. Korydallos cezaevindeki yargılama 23 Ağustos 1957 tarihinde tamamlanır; Papadopoulos, Pattakos, Makarezos ve Ioannidis vatana ihanet suçları sabit görülerek idama mahkum edilirler. Karamanlis hükümeti bu cezaları ömür boyu hapse çevirir. Bu davanın ardından Atina Politeknik Üniversitesindeki olaylar için ikinci, işkencecilerin yargılanması için üçüncü dava da ayrıca görülür ve sorumlular çeşitli mahkumiyetler alırlar.

Demokratikleşme adımları hızla atılır. Yunan parlamentosu 9 Haziran 1975 tarihinde demokratik anayasayı onaylar. Karamanlis hükümeti 12 Temmuz 1975 tarihinde Avrupa Ekonomik Topluluğu’na tam üyelik başvurusu yapar. Reformlar büyük bir kararlılıkla gerçekleştirilir ve Yunanistan 1 Ocak 1981 tarihinde Avrupa Topluluğu üyesi olur.

Pattakos, Eylül 1990'da "sağlığındaki kötüleşme" sebebiyle Konstantinos Mitsotakis hükümeti tarafından affedilir. Hükümet, diğer cunta liderleri için de af çıkarmayı planlamıştır, ancak halkın yoğun muhalefetiyle karşılaşınca bu plandan vazgeçer. Papadopoulos, geçmişte yaptıklarını açıklaması ve pişmanlığını dile getirmesi karşısında affedilme önerisini reddeder ve 1999’da 80 yaşında kanserden ölene kadar cezaevinde kalır. Darbecilerden Makarezos, hala cezaevindedir. Ioannidis, 21 Temmuz 2007'de, 86 yaşındayken, sağlık sebepleriyle affedilmesi için başvurur, ancak başvurusu reddedilir. Cunta lideri hala hapistedir.

1999 yılında, dönemin ABD başkanı Bill Clinton, ABD'nin soğuk savaşı bahane ederek cunta rejimini desteklemiş olmasından dolayı Yunanistan halkından resmi olarak özür diler.

 
Kaynakça
  1. Woodhouse, C.M. Modern Greece: A Short History. London: Faber & Faber. 384 pp. 15 Mayıs 2000. ISBN-13: 978-0571197941
  2. Woodhouse, C.M. The Rise and Fall of the Greek Colonels. New York: Franklin Watts. 224 pp. Eylül 1985. ISBN-13: 978-0531097984
  3. Greece : The Colonels’ Coup d’État (Grèce: Le Coup d’état des colonels). L'Humanité. 20 Temmuz 2009.. http://www.humaniteinenglish.com/spip.php?article1268
  4. Blum, William. Killing Hope: U.S. Military and CIA Interventions Since World War II. Monroe: Common Courage Press. 457 pp. Mart 1995. ISBN-13: 978-1567510522